Gate tam “ulan keşke gerçek olsa” dedirten türden bir seri. Modern orduyla ortaçağ-fantastik dünyanın çatışması, politikası, ejderhası, elf’i derken atmosfer bayağı tok duruyor. Ne full ciddiyet kasıyor ne de ucuz espri çöplüğüne dönüyor, tam ayarınd...
CANLI AKIŞ
# D-Frag!
21:00D-Frag! tam anlamıyla kaos sevenlerin animesi. Ciddi bir şey bekleme, çünkü burada mantık ararsan kaybolursun. Kulüp odası zaten ayrı bir evren; saçma şakalar, absürt karakterler, yer yer kafayı yedirten diyaloglar… Ama işte o kaotik, bağır çağır atm...
Kız resmen “scriptteki tek kullanımlık kötü kız”dan, kendi arzularını sahiplenen, duvar gibi durup prensin takıntısını bile yöneten kraliçe moduna evriliyor. Yan roldeki tipler bile level atlıyor; kimse ilk bölümdeki hâliyle kalmıyor, seri resmen kar...
# Mob Psycho 100
20:27Mob Psycho 100 cidden hafife alınmayacak bir seri. Hikâyesi zaten sağlam da, müzikler bambaşka level. Özellikle açılışlar ve savaş sahnelerindeki o elektronik-rock karışımı soundtrack insanın damarına basıyor. Bazı sahnelerde beat girince tüyler dike...
Tam saf şeker masalı bu seri: politik intrika diye girip “kötü” kızımızla saplantılı prensin dibine kadar aşko, şefkat, kıskançlık izliyorsun. Dram var ama ton komple yumuşak, hafif tatlı-gerilim, bol “ben bu çifti korumak için dünyayı yakarım” vibes...
Shironeko Project: Zero Chronicle öyle aman aman bir başyapıt değil ama müzikleri için bile şans verilir hacı. Özellikle açılış ve kapanış şarkıları atmosferi bayağı toparlıyor, o karanlık-fantastik havayı güzel taşıyor. Bazen sahneler orta karar kal...
Çizimler şeker değil, bildiğin diabet yapıyor; detay, yüz ifadeleri, kıyafetler falan o kadar özenli ki panel panel duvar kâğıdı yapmalık....
Diyaloglar resmen görgüsüz zengin level’ında tatlı: laf sokması yerinde, flörtü dozunda, klişe prenses-muhabbetini bile yağ gibi okutuyor. Okurken “oha bunu ben de söylerdim” diyip gülümsüyorsun....
Shironeko Project: Zero Chronicle diyalog konusunda baya underrated kalmış bir seri. Karakterlerin atışmaları, özellikle Prens ile Iris’in sahneleri şaşırtıcı derecede duygulu ve yer yer felsefi. Boş boş konuşma yok, çoğu replik karakterin iç dünyası...
Tam saf “şeker tadında entrika” animeleri gibi: politik oyunlar var ama hepsi pamuk şekerle kaplı, prens de kız da o kadar birbirine düşmüş ki sanki fanfic okuyormuşsun gibi gidiyor; drama bekleme, full tatlı dozajlı kaçış serisi bu....
Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo, ilk bakışta klasik harem komedisi gibi duruyor ama çizim kalitesi baya tatlı kurtarıyor işi. Renk paleti canlı, karakter tasarımları net, yüz ifadeleri komediyi cuk oturtuyor. Öyle akıl uçuran animasyon yok ama gö...
Diyaloglar cuk oturuyor kanka; klasik “kötü kız” klişesini alıp hem laf sokmalı hem şapşal romantik hale getirmişler. Ne geyik uzuyor ne drama sulanıyor, her replikte karakterlerin kimliği çat diye yüzüne vuruyor, hiç fena değil....
Kız bildiğin “karton kötü” diye sahneye girip, level atlaya atla **özsaygı + politik zeka + aşkı sahiplenme** üçlüsünü tek tek açıyor. Adam da klasik prens modundan çıkıp, “koruyucu koca” değil “yan yana yürüyen partner” kafasına evriliyor. İkisi de ...
Soğuk, karlar içindeki krallıkta geçen sıcacık “prens psikopata bağlamış, kıza takıntılı” romcom’u gibi; hem şeker şeker ilerliyor, hem de arka planda hafif gümbür gümbür bir karanlık var, okurken hem eriyorsun hem “oğlum biraz sakin!” diye bağırıyor...
Final sahnesi resmen “bad end beklerken altın tozu serpilmiş happy end” oldu. Kız tam “ben bittim” modundayken prensin o sahiplenici çıkışı yok mu… Ekrana yapıştım, fanfic gibi başlayan hikâyeyi düğün davetiyesiyle kapattılar resmen....