Love Kome: We Love Rice
GÜNÜN FAVORİSİ 7.3

Love Kome: We Love Rice

İNCELE & TARTIŞ

CANLI AKIŞ

UQ Holder! Mahou Sensei Negima! 2, beklediğimden çok daha eğlenceli çıktı; aksiyon zaten akıyor ama beni asıl tavlayan müzikleri oldu. Opening ayrı gaz, ending ayrı tatlı, aralarda çalan ost’lar da sahneleri bayağı taşıyor. Hem shounen, hem biraz ecc...

Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo başta klasik harem parodisi gibi duruyor ama karakterlerin ikiyüzlülüğü, Joro’nun iç sesi falan derken baya tatlı sardı. Final sahnesi ise tam “ulan keşke devam etseydi” dedirten türden, hem kapanış hissi veriyor h...

Kanojo mo Kanojo tam beyin yakan aşk karmaşası, ama beni asıl içine çeken şey müzikleri oldu. Açılış şarkısı tam “yaz animem var, derdim yok” havası veriyor, kapanış da bölüm bitince insanı hafif tebessümle bırakıyor. Sahnelere cuk oturan o enerjik O...

D-Frag! tam anlamıyla kaos sevenlerin animesi. Okul kulübü diye giriyorsun, içerisi resmen kontrollü patlama alanı. Şaka ciddiye biniyor, ciddiyet şakaya dönüyor, absürtlük seviyesi sürekli tavanda. Karakterler deli ama rahatsız etmiyor, tam “bunlarl...

Profesyonel bir anime editörü gözüyle konuşayım: *Kamierabi*, klasik “ölüm oyunu” kalıbını alıp tamamen tersyüz etmeye çalışan, garip ama bir o kadar da merak uyandıran bir iş. Sadece kim ölecek, kim hayatta kalacak gerilimi yok; karakterlerin inançl...

Shironeko Project: Zero Chronicle çizim kalitesi yüzünden gömülüp geçilecek bir anime değil bence. Evet, animasyon zaman zaman “budget kokuyor” ama atmosferi, renk paleti ve karakter tasarımları baya hoş. Özellikle karanlık sahnelerde o kasvetli hava...

avatar caylak

Bu animeyi izlememen için hiçbir sebep yok, net.

Noragami, klasik “tanrılar, ruhlar, shounen aksiyonu” formülünü alıp hem duygusal hem komik hem de karakter odaklı çok iyi harmanlıyor. Yato gibi beş yen’e iş yapan, ucuz ilanlarla müşteri kovalayan...

avatar caylak

Kısacık bölümlerle (5 dakikalık shot gibi düşün) ofis hayatının içinden geçen, utangaç ama deli gibi âşık bir kızın “acaba o da beni seviyor mu?” kasıntılarını izliyorsun; olay bu. Ne dram kasıyor, ne de gereksiz yere uzatıyor.

Neden izlenir?
- O...

Utawarerumono tam olarak “görünüşte klasik fantastik, özünde siyasi dram + savaş taktiği + karakter çalışması” kokteyli. İlk bakışta kulaklı kuyruklu şirin karakterler var diye hafif bir şey sanıyorsun ama seri giderek ağırlaşıyor; savaş stratejileri...

Accel World, “çirkin ördek yavrusu” tipindeki bir karakteri klişe yapmadan başrole oturtabilen ender serilerden; esas oğlan karizmatik değil, aşırı gerçek ve bu bile tek başına izlemeye değer. Sanal gerçeklik – hızlandırılmış zihin – gerçek dünyadaki...

İlk bölümü açtığın anda “yine mi isekai?” diyeceksin ama bu sefer olay bambaşka: Kenji tam anlamıyla ezik. Ne kılıç var, ne büyü var, ne de gizli “seçilmiş kişi” gücü… Sadece iksir yapabiliyor.

İzlenme sebebi şu:
Bu anime, “güçlü kahraman” fantez...

Yosuga no Sora, “romantik drama” deyip geçilecek bir anime değil; rahatsız etmeyi, sınırlarını zorlamayı özellikle seçmiş bir iş. İzlenmeli çünkü:

- Aşkı, arzuyu ve yalnızlığı “tatlı romantizm” filtresinden değil, bayağı çıplak ve rahatsız edici hâl...

Steampunk trenli zombi kıyameti diye özetleyip geçsem bile yine de izlenir bu seri. Koutetsujou no Kabaneri, Attack on Titan açlığını bastırmak için WIT Studio’nun “alın size kaslı, gürültülü, adrenalinli dünyamız” diye önümüze attığı bir iş gibi dur...

FORUM GÜNDEMİ