Diyaloglar tam “shounen light novel kafası”: laf kalabalığı bol, felsefe kasıyorlar ama çoğu zaman içi boş muhabbet dönüyor. Arada çok iyi tiradlar, tokat gibi replikler var ama genelinde fanboy gaza getirip geçmek için yazılmış hissi veriyor....
CANLI AKIŞ
# Mob Psycho 100
19:27Mob Psycho 100 ilk bakışta “oha bu ne ilkokul çizimi” dedirtiyor ama sakın kanmayın, o stil bilerek öyle. Animasyon akıcı, efektler deli gibi yaratıcı, duygusal sahnelerde çizimler resmen patlama yaşıyor. Alışınca klasik anime estetiğini bile sıkıcı ...
# Kanojo mo Kanojo
19:00Kanojo mo Kanojo ilk bakışta “bu ne saçma kaos lan” dedirtiyor ama karakter gelişimi tarafı beklenenden daha tatlı akıyor. Naoya’nın dürüstlük takıntısı, Saki’nin kıskançlıkla boğuşması, Nagisa’nın kendini kabul ettirme çabası derken hepsi ufak ufak ...
Ore wo Suki nano wa Omae dake ka yo ilk bakışta klasik harem komedisi gibi duruyor ama özellikle karakter gelişimiyle baya şaşırtıyor. Başta kaymak gibi klişe tipler var sanıyorsun, bölüm ilerledikçe herkesin maskesi tek tek düşüyor. Joro’nun dönüşüm...
# D-Frag!
18:27D-Frag! ilk bakışta “çizimler çok mu basit acaba?” dedirtiyor ama tam tersi, o kasıtlı sade ve abartılı çizim tarzı komediyi ikiye katlıyor. Karakterlerin surat ifadeleri, deforme sahneler, o ani zoom’lar… Hepsi şakaların tempozunu yükseltiyor. “Ben ...
Abi seri tam “eski shounen ruhu + modern fanservice + hafiften karanlık ton” karması; hem kafa açıp hem de "ulan devam etsin" diye koltuk tekmelettiren türden bir atmosferi var....
Final sahnesi tam “bu mu lan şimdi?” dedirten cinsten; hype’ı çat diye kesip seyirciyi ortada bırakan, yarım kalan aşk itirafı gibi… Çok vaad verip, bitirişte çuvallayan animelere bir örnek daha eklendi....
# Kanojo mo Kanojo
17:27Kanojo mo Kanojo ilk bakışta saçma aşk üçgeni gibi duruyor ama karakter gelişimi baya leziz ilerliyor. Naoya’nın sınırlarını zorlayışı, kızların kıskançlıkla olgunluk arasında gidip gelmesi derken ilişkilerin evrildiğini net görüyorsun. Harem klişesi...
Çizimler cuk oturmuş kanka; aksiyon sahneleri yağ gibi akıyor, karakter detayları da tam “manga okuyorum lan ben” dedirtiyor....
Diyaloglar tam “eski Negima ruhu + shounen gazı” karışımı: laf sokmalar yerinde, espriler oturaklı, karakterler boş yapmıyor. Ama bazen o kadar hızlı geçiyor ki, “lan az durun, bu sahne daha demlensin” diyorsun; tadı güzel, porsiyon küçük....
Final sahnesi resmen “devamı gelecek” diye bağırıp ortada bıraktı; hype’ı çat diye kesilmiş animesever travması gibi, tatlı tatlı yükseltip son anda fişi çektiler....
UQ Holder! öyle ilk dakikadan “ben büyük olayım” diye kasmıyor; daha çok enerjisi yüksek, hafif kaotik, macera kokan bir shounen havası veriyor. Atmosferi sıcak, karakterler arası muhabbet akıyor, aksiyon da yeterince gaz. Negima evrenini bilen daha ...
Gate’i izlerken “ya bu kadar da gaz yapmazsın” diye diye soundtrack’ine vuruldum resmen. Özellikle savaş sahnelerinde giren orkestral parçalar insanı çatışmanın ortasına atıyor, politik muhabbetler bile müzikle birlikte akıp gidiyor. Opening zaten ay...
Müzikler çıtır çerez ama akılda kalıcı; açılış kapanış şarkıları animeyi taşıyor, özellikle aksiyon sahnelerinde şamata iyice gazlıyor....
Diyaloglar bazen “abi hadi konuya gel” dedirtiyor ama aksiyonun gazına girince çok da takmıyorsun. Negima mirasını taşıyayım derken arada lore kusuyor, yine de karakterlerin atışmaları fena akıyor; boş değil ama yer yer fazla geveze be....